Duolingo, dil öğrenmek için dünyadaki en popüler yollardan biridir. En önemlisi, %100 ücretsizdir!

"I need a bit of sugar."

Çeviri:Benim biraz şekere ihtiyacım var.

4 yıl önce

92 Yorum


https://www.duolingo.com/Halil811962

PREPOSITIONS

İngilizcede at, in, on, for, with, by gibi sözcüklere edat denir. Edatları öğrenmek ve gereği gibi kullanmak biraz zaman alabilir. Çünkü her edatın birçok kullanımı vardır. Edatları Türkçeleştirerek ezberlemek yanlış bir yoldur. Mesela, ‘Bana bak’, ‘Bana gel’ ve ‘Bana yardım et’ ifadelerinin hepsinde ‘bana’ dendiği halde hepsinin İngilizce karşılıkları farklıdır:

Bana bak. = Look at me. Bana gel. = Come to me. Bana yardım et. = Help me.

Look fiili at ile, come fiili to ile kullanıldığı hâldehelp fiili hiçbir edat almaz. Edatları iyi öğrenmek için izlenmesi gereken en iyi yol,

  1. Edatların tek başlarına nerelerde kullanıldığını öğrenmek,
  2. Fiillerin, adların ve sıfatların birlikte kullanılması gereken edatları ezberlemek,
  3. Özellikle edat almayan fiillerin kullanımını öğrenmektir.

Şimdi bu maddelerin ne anlama geldiğini açıklayalım:

  1. Edatların tek başlarına kullanımlarıyla, bir sözcükle birlikte kullanımları farklı olabilir. Örneğin, for tek başına ‘için’ anlamında iken,wait for ‘–i beklemek’ anlamındadır:

These flowers are for you. Bu çiçekler senin için.

We waited for you in front of the cinema. Seni sinemanın önünde bekledik. (= senin için … bekledik değil.)

  1. Çoğu fiil, sıfat ve ad, belli edatlarla kullanılmaktadır. Bu sözcükleri ezberlerken sadece sözcüğün kendisini değil, birlikte kullanıldığı edadı da ezberlemek gerekir (look at, speak to, talk to, belong to, wait for, arrive at/in, apologize to, bad at, depend on, interested in, listen to, reason for). Mesela,speak/talk fiilini ezberlerken to edadını, reasonismini ezberlerken for edadını, interestedsıfatını ezberlerken in edadını da unutmamak gerekir:

Can I speak to the manager, please? Müdürle konuşabilir miyim lütfen?

Nobody knows the reason for the accident. Kazanın nedenini kimse bilmiyor.

A lot of people are interested in football in Turkey. Türkiye’de birçok kişi futbolla ilgileniyor.

  1. Türkçe düşünüldüğünde alıyormuş gibi gelse de, İngilizcede edat almadan kullanılan fiilleri ayrıca ezberlemekte yarar vardır. Örneğin, ask, answer, help, show, enter, marry, meet, resemble, approach gibi fiiller edat almadan kullanılırlar:

He asked me a few questions. Bana birkaç soru sordu. (He asked to me …denmez)

My father helped me with my homework. Babam bana ev ödevimde yardım etti. (… helped to me … denmez)

They showed me the letter. Bana mektubu gösterdiler. (They showed to me … denmez)

Edatlarla ilgili bir başka önemli nokta da, bazılarının Türkçe karşılıklarının aynı olmasıdır. Örneğin, at, on ve in edatları çoğu zaman ‘–de, -da’ anlamındadır:

in the garden = bahçede on the table = masada at the door = kapıda

Bunları ayırmanın yolu, hangisinin nerelerde kullanıldığını bilmektir.

Şimdi İngilizcede en çok kullanılan bu üç edatın(in, at, on) kullanımını ayrıntılı olarak inceleyelim:

IN

a) Bina, oda, araç, kap, kutu, cep gibi sözcüklerde ‘içinde’ ya da ‘-de, -da’ anlamında:

He is in his office now. Şu anda bürosunda.

My mother is in the garden. Annem bahçede.

My brother kept his toys in a little box. Erkek kardeşim oyuncaklarını küçük bir kutuda saklardı.

The children were playing in the street. Çocuklar sokakta oynuyorlardı.

I suddenly saw a man standing in the corner of the room. Birden odanın köşesinde duran bir adam gördüm.

b) Kentler, ülkeler, kasabalar, köyler ve coğrafi bölgelerde:

I’ve been teaching at a university in France. Fransa’da bir üniversitede öğretmenlik yapıyorum.

The islands were in the Pacific Ocean. Adalar Pasifik Okyanusu’ndaydı.

We had a holiday in the mountains. Tatilimizi dağlarda geçirdik.

There was not a cloud in the sky. Gökyüzünde bulut yoktu.

c) Aylar, yıllar vb. zaman birimlerinde:

I saw him in July. Onu temmuzda gördüm.

He was born in 1955. 1955’te doğdu.

We swim in the summer. Yazın yüzeriz.

Can you finish the work in an hour? İşi bir saatte bitirebilir misin?

The man is in his thirties. Adam otuzlarında.

d) Dillerde:

They were speaking in English. İngilizce konuşuyorlardı.

e) Yalnızca cadde adı verilen adreslerde:

Tom found a job in Oxford Street. Tom, Oxford Caddesi’nde bir iş buldu.

Ancak Amerikan İngilizcesinde on kullanılır:

He lived on Penn Street. Pen Caddesi’nde oturdu.

f) Türkçede her ne kadar ‘-e, -a’ anlamında olsa da bir şeyin içine doğru yapılan yönelimlerde:

He dipped his pen in the ink. Kalemini mürekkebe batırdı.

He put his hands in his pockets. Ellerini cebine soktu.

g) Giysilerde:

She was dressed in white. Beyaz giymişti.

They were dressed in the height of fashion. Son moda giyinmişlerdi.

He is in brown shoes. Kahverengi ayakkabı giymiş.

h) Hava koşulları ve çevreyle ilgili cümlelerde:

Yesterday we went out in the rain. Dün yağmurda dışarı çıktık.

The children were sitting in the sun. Çocuklar güneşin altında oturuyorlardı.

It was so hot that we slept in the open. O kadar sıcaktı ki açık havada uyuduk.

The tourists lost their way in the dark. Turistler karanlıkta yollarını kaybettiler.

The newly married couple went for a walk in the moonlight. Yeni evli çift mehtapta yürüyüşe çıktı.

i) Biçim, düzen, dizi, grup vb. belirten durumlarda:

The books were packed in bundles of ten. Kitaplar onar onar paketlenmişti.

The workers were standing about in groups. İşçiler gruplar hâlinde duruyorlardı.

The words in a dictionary are in alphabetical order. Sözlükteki sözcükler alfabetik sıradadır.

j) Meslek, iş, aktivite belirtirken:

He is in the army. Askerde.

My father has been in insurance business for years. Babam yıllardır sigortacılık yapıyor.

He is in politics. Politika ile uğraşıyor.

k) Çeşitli durum ya da koşulları belirtirken:

The patient was in poor health. Hastanın sağlığı kötüydü.

He gave up the attempt in despair. Umutsuzluk içinde girişimden vazgeçti.

The building is in ruins. Bina harap durumda.

I am not in the mood for work today. Bugün hiç çalışasım yok.

AT

a) Küçük yerlerde, halka açık yerlerde:

He lives at Kadıköy. Kadıköy’de oturuyor.

I waited at the bus stop for half an hour. Yarım saat otobüs durağında bekledim.

The businessman has to be at the station by four o’clock. İş adamının saat dörde kadar istasyonda olması lazım.

They landed at a small airport. Küçük bir havalimanına indiler.

My son is at Training College. Oğlum eğitim fakültesinde.

He is at school/work now. Şu anda okulda/işte.

I stayed at home instead of going to the cinema. Sinemaya gideceğime evde oturdum.

b) Saatlerde –de, -da anlamında:

They arrived at 10 o’clock. Saat onda geldiler.

c) Yaş belirtirken:

In theory, women can have children at the age of 50. Teorik olarak kadınlar 50 yaşında çocuk sahibi olabilirler.

d) Fiyatlarda:

They are on sale at 3 dollars a dozen. Düzinesi 3 dolara satılıyor.

I sold my ring at a loss. Yüzüğümü yok pahasına sattım.

e) Ev numarası belli olan adreslerde:

He lives at 8, Weston Road. Weston Yolu 8 numarada oturuyor.

f) Başkasının evinden söz ederken:

I’ll see you at Fred’s house. Fred’lerde görüşürüz.

I was at my uncle’s last week. Geçen hafta amcamdaydım.

g) Bottom, end, top, back gibi sözcüklerle çeşitli anlamlarda:

Notes are sometimes printed at the bottom of the page. Kimi zaman notlar sayfanın alt kısmına basılır.

His house is at the end of the street. Evi, caddenin sonunda.

The castle was at the top of the mountain. Kale, dağın tepesindeydi.

There is a garden at the back of the house. Evin arkasında bir bahçe var.

Aşağıdaki karşılaştırmada at ile in edatlarının kullanım farkını daha iyi anlamaya çalışalım:

There is a good film at the cinema. Sinemada iyi bir film var.

It was very cold in the cinema. Sinemanın içi çok soğuktu.

Birinci örnekteki at, sinemayı filmin oynadığı halka açık bir yer olarak vurgularken ikinci cümledeki in, sinemayı içinde oturulan bir yapı olarak vurgulamaktadır.

ON

a) ‘Üzerinde, -de, -da, -ye, -ya’ anlamlarında ya da bir şeye değme durumlarında:

The pen is on the table. Kalem masanın üzerinde.

We could hang this picture on the wall. Bu resmi duvara asabiliriz.

There is a light on the ceiling. Tavanda lamba var.

I sat down on the sofa. Kanepeye oturdum.

b) Özellikle Amerikan İngilizcesinde numara belirtilmeyen adreslerde:

We live on McKinley Street. McKinley Caddesi’nde oturuyoruz.

c) Bir şeyin bir yere yazıldığını, basıldığını, çizildiğini vb. anlatır:

Who drew that silly picture on the board? Şu aptal resmi tahtaya kim çizdi?

His initials were engraved on the back of his watch. Adının baş harfleri saatinin arkasına yazılmıştı.

What’s on the menu? Mönüde ne var?

d) Kayıt yapılma, üstüne kaydedilme durumlarında:

‘Is this recording available on cassette?’ ‘No, I’m afraid you can only buy it on CD.’ ‘Bu plağın kasedi var mı?’ ‘Hayır ne yazık ki yalnızca CD’sini alabilirsiniz.’

What’s on television tonight? Bu akşam televizyonda ne var?

I wish there was more jazz on the radio. Keşke radyoda daha çok caz olsa.

e) ‘… ile ilgili, … hakkında, … üzerine’ anlamlarında:

I watched a documentary on volcanoes last week. Geçen hafta yanardağlar üzerine bir belgesel izledim.

The Prime Minister has refused to comment on the allegations. Başbakan, iddialarla ilgili yorum yapmaktan kaçındı.

f) Bir şey için yapılan ödemelerle ilgili kullanılır:

I’ve wasted a lot of money on this car. Bu arabaya çok para döktüm.

How much interest are you paying on the loan? Borç için ne kadar faiz ödüyorsun?

g) ‘Bitişiğinde, yakınında, boyunca, üzerinde’ anlamlarında:

Cambridge is on the River Cam. Cambridge, Cam Nehri üzerindedir.

Our new house is on the river. Yeni evimiz nehir kıyısında.

Strasbourg is on the border of France and Germany. Strasbourg, Fransa ile Almanya sınırındadır.

h) Günlerde, tarihlerde ve çeşitli zaman birimlerinde:

Many shops don’t open on Sundays. Birçok mağaza pazarları açmaz.

My birthday is on the 20th of April. Doğumgünüm 20 Nisanda.

She was dead on arrival at the hospital. Hastaneye vardığında ölmüştü.

i) Kimi ulaşım araçlarıyla kullanılır:

I love travelling on buses. Otobüsle seyahat etmeye bayılırım.

We went to İzmir on the ferry. İzmir’e feribotla gittik.

j) Yiyecek, yakıt, ilaç gibi şeyleri belirtirken:

This radio runs on batteries. Bu radyo pille çalışır.

My doctor’s put me on antibiotics to reduce the swelling in my knee. Dizimdeki şişliği indirmek için doktorum beni antibiyotik tedavisine başlattı.

What do mice live on? Fareler ne ile beslenir?

k) Mali destek ya da gelirle ilgili konuşurken:

He retired on a generous pension from the company. Şirketten iyi bir maaşla emekli oldu.

People on average salaries will be hit hardest by the tax increases. Vasat maaş alan insanlar, vergi artışlarından dolayı çok mağdur olacaklar.

l) Bir grup ya da organizasyona üye olma durumunu anlatır:

Have you ever served on a jury? Bir jüride hiç görev aldın mı?

There are five women on the committee. Komisyonda beş kadın var.

m) Tekrarlamalarda kullanılır:

The government suffered defeat on defeat in the local elections. Hükûmet, yerel seçimlerde yenilgi üstüne yenilgi aldı.

Wave on wave of refugees has crossed the border. Mülteciler sınırı dalga dalga geçtiler.

n) Bir kimsenin üstünde taşıdığı bir şeyi anlatırken:

Have you got a spare cigarette on you? Üstünde fazla sigara var mı?

I thought I had my driving licence on me, but I must have left it at home. Ehliyetimi üstümde sanıyordum ama evde bıraktım herhalde.

o) Bir şeyin parasını bir kimsenin ödediğini anlatırken:

This meal is on me. Bu yemek benden./Bu yemeği ben ısmarlıyorum.

Ulaşım araçlarıyla kullanılan edatlar:

a) Ulaşım araçlarıyla ‘ile’ anlamında bykullanılır ve by edadından sonra araya başka sözcük gelmez:

They travelled across Europe by train/car. Trenle/arabayla Avrupa’yı gezdiler.

He doesn’t like travelling by plane. Uçakla seyahat etmeyi sevmiyor.

I go to work by bicycle. İşe bisikletle gidiyorum.

Ancak ‘yürüyerek, yaya olarak’ anlamında on foot kullanılır:

Thomas decided to go on foot. Thomas yürüyerek gitmeye karar verdi.

b) Eğer ulaşım araçlarıyla birlikte belirleyici bir sözcük de (my, his, their, a, the …)kullanılıyorsa, o zaman by yerine başka edatlar(in, on …) kullanılır:

I followed them in my car. Arabamla onları izledim.(= … by my car denmez)

Why don’t you come on the train with us to Ankara? Niye bizimle Ankara’ya trenle gelmiyorsun?

c) Ulaşım araçlarında neden kimi zaman onkimi zamansa in kullanıldığını örnekle açıklayalım:

He was on the plane from İstanbul. İstanbul’dan gelen uçaktaydı.

The passengers in the plane were beginning to panic. Uçaktaki yolcular panik olmaya başlıyorlardı.

Birinci cümlede ‘uçak’ bir ulaşım aracı olarak düşünülmekte, ikinci cümlede ise yolcuların fiziksel olarak bulundukları yer kastedilmektedir.

2 yıl önce

https://www.duolingo.com/mmtcoach

Tofel vermissin haci abi

1 yıl önce

https://www.duolingo.com/Bedir12

Teşekkürler. Bu yazıyı nasıl alabiliriz?

1 yıl önce

https://www.duolingo.com/CemilBozkurt

bitirecem

1 yıl önce

https://www.duolingo.com/eelma
eelma
  • 14
  • 4
  • 2

"Benim şekerin birazına ihtiyacım var" olarak düşündüm önce ama sanırım böyle olması için şekerin önünde de the olmalıydı. Benim gibi kafası karışanlar için yazayım dedim.

4 yıl önce

https://www.duolingo.com/OnuremirUa

Benim yaza bilmen için "my" olmalıydı

2 yıl önce

https://www.duolingo.com/Zenan9

my olmaz, cümleye I have diye başlanılırdı o zaman

1 yıl önce

https://www.duolingo.com/speakNGili

ben de benim şekere ihtiyacım var yazdım maalesef yanlış

2 yıl önce

https://www.duolingo.com/tatlkz20

Bende ilk böyle yaptım almadı yanlış dedi

5 ay önce

https://www.duolingo.com/halil_ibrahimm

İyi yapmşsınız teşekkür ederim.

3 yıl önce

https://www.duolingo.com/enrisramazan

"a bit of sugar" aslında bir "of" lu tamlama... "şekerin birazına" daha uygun olur diye düşünmüştüm.

3 yıl önce

https://www.duolingo.com/balzaminss

Bit of kalibini daha hic gostermeden ingilizce tellaffuz edildiginde yanlissiz yazmami istemek zalimce :》

2 yıl önce

https://www.duolingo.com/makulportakal

"Bir parça şekere ihtiyacım var" uygun bir kullanım olmalı.

3 yıl önce

https://www.duolingo.com/hgs06

Fakat "bir parça" seker demezsiniz. Bu Turkcede boyle.Onun yerine" birazcık şeker daha mantikli

3 yıl önce

https://www.duolingo.com/berkeryvz35

Katılıyorum

3 yıl önce

https://www.duolingo.com/juniur

a bit yerine a little da kullanıla bilir değil mi

3 yıl önce

https://www.duolingo.com/mizinamo
mizinamo
  • 20
  • 17
  • 16
  • 14
  • 14
  • 14
  • 13
  • 11
  • 10
  • 10
  • 9
  • 8
  • 8
  • 7
  • 6
  • 6
  • 4
  • 4
  • 4
  • 3
  • 2

"A little sugar" olabilir, "a little bit of sugar" da mümkün, "a little of sugar" olamaz.

3 yıl önce

https://www.duolingo.com/speakNGili

sen baya gelişmişsin benden sana 2 lingot

2 yıl önce

https://www.duolingo.com/speakNGili

mizinamoya diyorum

2 yıl önce

https://www.duolingo.com/qwertyali

of in-in-ün-un ekleri anlamına geliyor neden o kullanılmış ki.

2 yıl önce

https://www.duolingo.com/mizinamo
mizinamo
  • 20
  • 17
  • 16
  • 14
  • 14
  • 14
  • 13
  • 11
  • 10
  • 10
  • 9
  • 8
  • 8
  • 7
  • 6
  • 6
  • 4
  • 4
  • 4
  • 3
  • 2

"şekerin küçük miktarı" gibi.

2 yıl önce

https://www.duolingo.com/qwertyali

sagol peki buna biz şekerin birazına ihtiyacım var deseydik olurmuydu.

2 yıl önce

https://www.duolingo.com/Atilla216742

"Bir parça şekere ihtiyacım var." cümlesi de doğru kabul edilmeli: İngilizce cümle kurgusu yanlış diye kimse itiraz etmiyor. İngilizce cümlenin Türkçe karşılığı doğru kabul edilmiyor. Burada kabul görmeyen: "bir parça", "biraz"ın karşılığı olmadığı düşüncesi. Yanlış kabul edilen cümlenin bütün elemanları var. O zaman burada kabul görmeyen "bir parça" kelimeleri; burada referans Türk Dil Kurumu Sözlüğü olmalı. Sözlüğe baktığımız zaman da her iki kelimenin anlamının aynı olduğunu söylüyor.

3 yıl önce

https://www.duolingo.com/Anonymous-1

Of-a takilanlar icin: A cup of tea - cayin bir bardagi demek mantiksiz olur bir bardak cay deriz

3 yıl önce

https://www.duolingo.com/yipek75

"bir parça şekere ihtiyacım var" hatalı diyor

3 yıl önce

https://www.duolingo.com/haticekubr9

Mal tabi kabul etmez

2 yıl önce

https://www.duolingo.com/speakNGili

kendinsin

2 yıl önce

https://www.duolingo.com/gamzetuna6

PREPOSITIONS

İngilizcede at, in, on, for, with, by gibi sözcüklere edat denir. Edatları öğrenmek ve gereği gibi kullanmak biraz zaman alabilir. Çünkü her edatın birçok kullanımı vardır. Edatları Türkçeleştirerek ezberlemek yanlış bir yoldur. Mesela, ‘Bana bak’, ‘Bana gel’ ve ‘Bana yardım et’ ifadelerinin hepsinde ‘bana’ dendiği halde hepsinin İngilizce karşılıkları farklıdır:

Bana bak. = Look at me. Bana gel. = Come to me. Bana yardım et. = Help me.

Look fiili at ile, come fiili to ile kullanıldığı hâlde help fiili hiçbir edat almaz. Edatları iyi öğrenmek için izlenmesi gereken en iyi yol,

Edatların tek başlarına nerelerde kullanıldığını öğrenmek, Fiillerin, adların ve sıfatların birlikte kullanılması gereken edatları ezberlemek, Özellikle edat almayan fiillerin kullanımını öğrenmektir. Şimdi bu maddelerin ne anlama geldiğini açıklayalım:

Edatların tek başlarına kullanımlarıyla, bir sözcükle birlikte kullanımları farklı olabilir. Örneğin, for tek başına ‘için’ anlamında iken,wait for ‘–i beklemek’ anlamındadır: These flowers are for you. Bu çiçekler senin için.

We waited for you in front of the cinema. Seni sinemanın önünde bekledik. (= senin için … bekledik değil.)

Çoğu fiil, sıfat ve ad, belli edatlarla kullanılmaktadır. Bu sözcükleri ezberlerken sadece sözcüğün kendisini değil, birlikte kullanıldığı edadı da ezberlemek gerekir (look at, speak to, talk to, belong to, wait for, arrive at/in, apologize to, bad at, depend on, interested in, listen to, reason for). Mesela,speak/talk fiilini ezberlerken to edadını, reasonismini ezberlerken for edadını, interestedsıfatını ezberlerken in edadını da unutmamak gerekir: Can I speak to the manager, please? Müdürle konuşabilir miyim lütfen?

Nobody knows the reason for the accident. Kazanın nedenini kimse bilmiyor.

A lot of people are interested in football in Turkey. Türkiye’de birçok kişi futbolla ilgileniyor.

Türkçe düşünüldüğünde alıyormuş gibi gelse de, İngilizcede edat almadan kullanılan fiilleri ayrıca ezberlemekte yarar vardır. Örneğin, ask, answer, help, show, enter, marry, meet, resemble, approach gibi fiiller edat almadan kullanılırlar: He asked me a few questions. Bana birkaç soru sordu. (He asked to me …denmez)

My father helped me with my homework. Babam bana ev ödevimde yardım etti. (… helped to me … denmez)

They showed me the letter. Bana mektubu gösterdiler. (They showed to me … denmez)

Edatlarla ilgili bir başka önemli nokta da, bazılarının Türkçe karşılıklarının aynı olmasıdır. Örneğin, at, on ve in edatları çoğu zaman ‘–de, -da’ anlamındadır:

in the garden = bahçede on the table = masada at the door = kapıda

Bunları ayırmanın yolu, hangisinin nerelerde kullanıldığını bilmektir.

Şimdi İngilizcede en çok kullanılan bu üç edatın(in, at, on) kullanımını ayrıntılı olarak inceleyelim:

IN

a) Bina, oda, araç, kap, kutu, cep gibi sözcüklerde ‘içinde’ ya da ‘-de, -da’ anlamında:

He is in his office now. Şu anda bürosunda.

My mother is in the garden. Annem bahçede.

My brother kept his toys in a little box. Erkek kardeşim oyuncaklarını küçük bir kutuda saklardı.

The children were playing in the street. Çocuklar sokakta oynuyorlardı.

I suddenly saw a man standing in the corner of the room. Birden odanın köşesinde duran bir adam gördüm.

b) Kentler, ülkeler, kasabalar, köyler ve coğrafi bölgelerde:

I’ve been teaching at a university in France. Fransa’da bir üniversitede öğretmenlik yapıyorum.

The islands were in the Pacific Ocean. Adalar Pasifik Okyanusu’ndaydı.

We had a holiday in the mountains. Tatilimizi dağlarda geçirdik.

There was not a cloud in the sky. Gökyüzünde bulut yoktu.

c) Aylar, yıllar vb. zaman birimlerinde:

I saw him in July. Onu temmuzda gördüm.

He was born in 1955. 1955’te doğdu.

We swim in the summer. Yazın yüzeriz.

Can you finish the work in an hour? İşi bir saatte bitirebilir misin?

The man is in his thirties. Adam otuzlarında.

d) Dillerde:

They were speaking in English. İngilizce konuşuyorlardı.

e) Yalnızca cadde adı verilen adreslerde:

Tom found a job in Oxford Street. Tom, Oxford Caddesi’nde bir iş buldu.

Ancak Amerikan İngilizcesinde on kullanılır:

He lived on Penn Street. Pen Caddesi’nde oturdu.

f) Türkçede her ne kadar ‘-e, -a’ anlamında olsa da bir şeyin içine doğru yapılan yönelimlerde:

He dipped his pen in the ink. Kalemini mürekkebe batırdı.

He put his hands in his pockets. Ellerini cebine soktu.

g) Giysilerde:

She was dressed in white. Beyaz giymişti.

They were dressed in the height of fashion. Son moda giyinmişlerdi.

He is in brown shoes. Kahverengi ayakkabı giymiş.

h) Hava koşulları ve çevreyle ilgili cümlelerde:

Yesterday we went out in the rain. Dün yağmurda dışarı çıktık.

The children were sitting in the sun. Çocuklar güneşin altında oturuyorlardı.

It was so hot that we slept in the open. O kadar sıcaktı ki açık havada uyuduk.

The tourists lost their way in the dark. Turistler karanlıkta yollarını kaybettiler.

The newly married couple went for a walk in the moonlight. Yeni evli çift mehtapta yürüyüşe çıktı.

1 yıl önce

https://www.duolingo.com/murat_fb_fb

"bir parça şekere ihtiyacım var" cümleside doğru kabul eilebilir( a bit: bir parça)

3 yıl önce

https://www.duolingo.com/m.h.m.m.d

Bir parça şeker olmsz mii

3 yıl önce

https://www.duolingo.com/MehmetGNDZ2

A bit biraz demek

3 yıl önce

https://www.duolingo.com/speakNGili

olmaz çünkü cümlende ihtiyaç yok ama ingilizcesinde need var

2 yıl önce

https://www.duolingo.com/ohammedo

OF 'un burdaki görevi ne

3 yıl önce

https://www.duolingo.com/serdar.mert

Kimi zaman kalıp olarak kullanılır. Örn: - a cup of tea (bir bardak çay), - a kind of meal (bir çeşit yemek), - a type of animal (bir tür hayvan), - a lot of people (birçok insan)

Diğer kullanımlarda bildiğiniz anlamı var: - the trunk of the tree (ağacın gövdesi), - the door of the car (aracın kapısı).

1 yıl önce

https://www.duolingo.com/aleynalper

Need to......=.......lazım

3 yıl önce

https://www.duolingo.com/mer642361

Bit yerine some olmaz mı?

1 yıl önce

https://www.duolingo.com/mizinamo
mizinamo
  • 20
  • 17
  • 16
  • 14
  • 14
  • 14
  • 13
  • 11
  • 10
  • 10
  • 9
  • 8
  • 8
  • 7
  • 6
  • 6
  • 4
  • 4
  • 4
  • 3
  • 2

a bit of sugar = some sugar.

a some of sugar olamaz.

1 yıl önce

https://www.duolingo.com/ErdiYilmaz

''of'', ''-in,-ın,-un,-ün'' anlamları taşıyor. ''a bit of sugar'' İngilizce de bir kalıp mıdır? Çeviriyi anlamadım. ''Benim şekerin birazcık ihtiyacım var.'' diye çevirdim ki saçma oldu.

4 yıl önce

https://www.duolingo.com/ProwlingParis
ProwlingParis
  • 14
  • 12
  • 10
  • 10
  • 9

aynen kalıp hepsi. bakıyon 'sugar' var, 'bit' de 'biraz' falan demek. fazla düşünmeden 'benim biraz şekere ihtiyacım var' diye yapıştır. preposition (edat) olayını göre göre, alışa alışa çözersin. diğer kelimeleri anla, en mantıklı şeklini hemen yaz. bu tarz işlerde (ve ilk başlarda) fazla düşünmek yaramıyo.

4 yıl önce

https://www.duolingo.com/Pilot_candidates

ama tersten yazmaya kalkışırsak ki ben böyle çalışırım o zaman orda of kullanmayı ilk anda nasıl düşünebilirim ? "benim biraz şekere ihtiacım var" I need to some sugar yazar geçerdim aynı olur muydu peki ?

1 yıl önce

https://www.duolingo.com/GnKara

gereksinim ihtiyaç anlamındadır ama kabul etmedi

3 yıl önce

https://www.duolingo.com/48BodrumFB

Bir tutam olarak da gecebilirdi

3 yıl önce

https://www.duolingo.com/K-RAM

benim birazcık şekere ihtiyacım var daha uygun bir cümle bence

3 yıl önce

https://www.duolingo.com/AsLaNSavasmaN

Herkes parçaya takmış ya. Acaba a bit ile a little bit arasindaki farki anlatabilecek biri var mi?

3 yıl önce

https://www.duolingo.com/baba4366

"bir miktar şekere ihtiyacım var" olmadı. bence kabul edilmeli

3 yıl önce

https://www.duolingo.com/Bulent-Ilgaz
Bulent-Ilgaz
  • 25
  • 22
  • 8
  • 2
  • 1104

Gereksinim sözcüğü ihtiyaç sözcüğü ile aynı anlama gelir. Onun için biraz şeker gereksinimim var doğru kabul edilmeli.

3 yıl önce

https://www.duolingo.com/aleynalper

Benim sekerin birazina ihtiyacım var:))

3 yıl önce

https://www.duolingo.com/MedyaHan

''Şekerin birazına ihtiyacım var'' olmayacak mı? Böyle yaptım kabul etmedi

3 yıl önce

https://www.duolingo.com/Bilge210660

"bit" ne demek.

3 yıl önce

https://www.duolingo.com/mizinamo
mizinamo
  • 20
  • 17
  • 16
  • 14
  • 14
  • 14
  • 13
  • 11
  • 10
  • 10
  • 9
  • 8
  • 8
  • 7
  • 6
  • 6
  • 4
  • 4
  • 4
  • 3
  • 2

"bit" - küçücuk bir miktar. Ama genellikle yalnız kullanılmaz.

"a bit" + sıfat/fiil - biraz (He is a bit slow - O biraz yavaş; he is coughing a bit - O biraz öksürüyor)

"a bit of" + isim - biraz (a bit of sugar - biraz şeker)

3 yıl önce

https://www.duolingo.com/kadir1218

I need a bit of sugar. a '' bir'' demek ise ''bit'' de birazcık demek ise bir birazcık ne kadar saçma bi cümle olur ???

3 yıl önce

https://www.duolingo.com/BurakGuclu

benim bir miktar şekere ihtiyacım varda kabul ediliyor olmalı idi. gün içinde böyle cümleler kullanılıyoruz ve Türkçe de böyle kullanımlar var.

3 yıl önce

https://www.duolingo.com/zentibet

''Ben biraz şekere ihtiyaç duyarım'' cevabı da doğru kabul edilmelidir....

2 yıl önce

https://www.duolingo.com/AlkanBaarB
AlkanBaarB
  • 21
  • 18
  • 14
  • 6
  • 6
  • 6
  • 6
  • 6
  • 5
  • 76

Söz konusu olan küp şekerse bir parça olarak çevirmek kesinlikle yanlış olmaz bence

2 yıl önce

https://www.duolingo.com/nurettin.gunsili

"Benim bir miktar şekere ihtiyacım var" bence kabul edilmeliydi

2 yıl önce

https://www.duolingo.com/nuuloc

''Bir parça şeker istiyorum'' da olabilir fakat kabul etmedi rapor etmeyi deneyeceğim.

2 yıl önce

https://www.duolingo.com/omjio

Neden i need some sugar olmuyor?

2 yıl önce

https://www.duolingo.com/omjio

I need some sugar. Olmazmi ya

2 yıl önce

https://www.duolingo.com/Ozanglr
Ozanglr
  • 13
  • 11
  • 5

birazcık?

2 yıl önce

https://www.duolingo.com/AhmetAcar13

biraz şeker istiyorum da doğru cevap olmalı çünkü pratikte aynı anlama geliyor ama bunu yanlış görüyor

2 yıl önce

https://www.duolingo.com/Alitrer

Bir parça şekere ihtiyacım var doğru olmalı ama niye yanlış diyor

2 yıl önce

https://www.duolingo.com/hmozdogan

Varsa sekerin patlayalim sekerim

1 yıl önce

https://www.duolingo.com/sinbad60

Merhaba arkadaşlar KLUP KODUM A32M9X HEP BERABER HEM EĞLENELİM HEM ÖĞRENELİM SİZLERİ KLUBÜMDE GÖRMEK İSTERİM ŞİMDİDEN HOŞGELDİNİZ =)

1 yıl önce

https://www.duolingo.com/Zenan9

şugır diye okunmaz sugır diye okunur. shugar diye yazılmadı ki!!!

1 yıl önce

https://www.duolingo.com/anl527182

Şu efsanevi yorumu okuyunca ne soracağımı unuttum. Kendimden utandım

1 yıl önce

https://www.duolingo.com/grandpa958573

biraz şeker lazım.
bana yazmaya ne gerek var

1 yıl önce

https://www.duolingo.com/linbo20

Bence cok kolayyyyy

1 yıl önce

https://www.duolingo.com/Erkmen538248

''Bir parca sekere ihtiyacim var'' yazdim kabul etmedi

10 ay önce

https://www.duolingo.com/melih_eren

biraz şeker lazım da doğru bir cevap yahu

3 yıl önce

https://www.duolingo.com/zentibet

Lütfen lingot bağışında bulununuz.

2 yıl önce

https://www.duolingo.com/haticekubr9

Salaksiniz herseye bir bahane aha ben bildim

2 yıl önce

https://www.duolingo.com/speakNGili

sanki sen herşeyi biliyon hiç hata yapmadın

2 yıl önce

https://www.duolingo.com/Deniz510318

66

2 yıl önce

https://www.duolingo.com/TheDarkWit

ALLAH BELASINI BÖYLE MİKROFONUN BU NE LAN ANLAMIYOR YANLIŞ DİYOR GERİZEKALI

1 yıl önce

https://www.duolingo.com/MuhammetFa4

Biraz şekere ihtiyacım var neden kabul etmedi

3 yıl önce

https://www.duolingo.com/blacksmoke92

biraz şeker lazım bana kabul edilmedi

3 yıl önce

https://www.duolingo.com/perfect1007

Benim diyeceksek neden my demiyoruzda I diyoruz ki

3 yıl önce

https://www.duolingo.com/denizkurtu

Grammer de dedigin doğru ama burda kalıp meselesi

3 yıl önce

https://www.duolingo.com/ozlemiles

I need derken ihtiyacim var demis oluyoruz cunku

3 yıl önce

https://www.duolingo.com/muratcetin60

Benim=My değilmi neden

3 yıl önce

https://www.duolingo.com/mizinamo
mizinamo
  • 20
  • 17
  • 16
  • 14
  • 14
  • 14
  • 13
  • 11
  • 10
  • 10
  • 9
  • 8
  • 8
  • 7
  • 6
  • 6
  • 4
  • 4
  • 4
  • 3
  • 2

Bu cümlede Türkçe dilbilgisi ile İngilizce dilbilgisi farklı.

"Benim ihtiyacım var" demezler, sanki "Ben şekeri ihtiyaçederim" gibi konuşurlar - yani "benim" İngilizcenin cümlesinde yok. "to need" - bir fiil.

3 yıl önce

https://www.duolingo.com/Deniz510318

Uyy77 the best of luck. I am Here o I or à 00

2 yıl önce

https://www.duolingo.com/fatih1923

Bir parça ile biraz arasında ne fark var ki

3 yıl önce

https://www.duolingo.com/Musa568490

Fuck

1 yıl önce

https://www.duolingo.com/mavisu33

''biraz şeker lazım'' ın neresi yanlış anlamadım :)

3 yıl önce

https://www.duolingo.com/DoganDZCE

Burdaki sorun öznenin belirsiz olması. Ona şeker lazım, bana şeker lazım. Bu yüzden cevabı yanlış olarak veriyor. Öznenin nitelenmesi gerekiyor.

3 yıl önce

https://www.duolingo.com/MehmetGNDZ2

Kime lazim ona mi sana mi orada İ var yani bana demek oluyor o

3 yıl önce

https://www.duolingo.com/hgs06

Need lazim degil ihtiyac anlami tasir bu yuzden olabilir:)

3 yıl önce

https://www.duolingo.com/fatih1923

Bir parça ile biraz arasında ne fark var ki

3 yıl önce

https://www.duolingo.com/MehmetGNDZ2

Parca butunden gelir. Biraz ise hem butunden hem de parcadan meydana gelebilir

3 yıl önce

https://www.duolingo.com/icozses

gereksinim kelimesini neden kabul etmediniz anlamadım. ihtiyaç = gereksinim, Türkçe de yalnız ihtiyaç kullanılmıyor, ağırlıklı olarak gereksinim de kullanılmaya başladı. Lütfen :)

4 yıl önce

https://www.duolingo.com/eelma
eelma
  • 14
  • 4
  • 2

önerilerini "Problemi Rapor Et" ile bildirebilirsin.

4 yıl önce