"The animal searches for water."

Çeviri:Hayvan su arar.

4 yıl önce

18 Yorum


https://www.duolingo.com/Esenkaya20

yardım bekliyoruz for'un buradaki kullanım amacını merak ediyoruz

4 yıl önce

https://www.duolingo.com/Selcen_Ozturk
Selcen_Ozturk
  • 23
  • 11
  • 10
  • 7
  • 7
  • 6
  • 2

"search for something=bir seyi aramak" kalip oldugu icin. bu tip kaliplara sözluklerden de bakabilirsiniz

4 yıl önce

https://www.duolingo.com/mesutyirci

"Bir şeyi aramak" bende bu mantikla suyu aramak yani hayvan suyu arar yazdim kabul olmadi

4 yıl önce

https://www.duolingo.com/as08
as08
  • 12
  • 2

suyu arar demek yanlış olmuş "the water" deseydi "suyu" diyebilirdiniz.

4 yıl önce

https://www.duolingo.com/HASANBAYRA1

Look for ile search for aynı anlamda kullanılabilir mi?

4 yıl önce

https://www.duolingo.com/incikin_
incikin_
  • 12
  • 11
  • 11
  • 9
  • 4
  • 4
  • 4

Bu ikisi aynı sayılır; yalnız günlük konuşmalarda, daha sıradan durumlar için genellikle "look for" geçiyor;
● I'm looking for my glasses.
● We're looking for the car keys.

"search for" daha planlı/programlı; daha detaylı veya uzun süreli aramalar için tercih ediliyor.
● The police is searching for the killer.
● She's searching for the right career.

Ama ikisi de birbiri yerine kullanılabiliyor anladığım kadarıyla.

2 yıl önce

https://www.duolingo.com/MahmutYazc

Something dememis ki ama cumlede kalibin disina cikmis olmuyor mu water diyince ya da soyle olmasi gerekmez mi " search for something water"

4 yıl önce

https://www.duolingo.com/cahitsimsek.21

she searches for the oil= o yağ-ı arar'' olarak çevriliyor ama bu örnekte suyu arar yazdım kabul etmedi. bunun açıklamasını yapar mısınız?

3 yıl önce

https://www.duolingo.com/Xnar
Xnar
  • 11
  • 5
  • 2

''suyu'' diyebilmemiz için '' the water'' olması gerekirdi. Siz de zaten kendi örneğinizde '' the oil'' diyerek ''yağ-ı'' yapmışsınız. Eğer the yı kullanmasaydınız cümleniz: ''O yağ arar.'' olurdu. Umarım açıklayıcı olmuştur... the water = suyu,
water = su,
the oil = yağı,
oil = yağ

3 yıl önce

https://www.duolingo.com/MorukYasin

hayvan su için arar desek yanlış mı olur

2 yıl önce

https://www.duolingo.com/Berkay62585

Hayvan su icin arar oomaz mi

7 ay önce

https://www.duolingo.com/eyupulker

hayvanlar su ararlar neden olmaz ?

4 yıl önce

https://www.duolingo.com/sorenstein_

animals demiyor the animal diyor. belirli bir hayvandan bahsediyor ve tekil.

7 ay önce

https://www.duolingo.com/Mertselvi

Aynen aynısını Yaptım kabul etmedi. Halbuki burda türü kastediyor

3 yıl önce

https://www.duolingo.com/Velikaraki

for teriminin İngilizce Türkçe sözlükte anlamı için Geç kaldığım için üzgünüm. - Sorry for being late. Sporu rekabet için değil zevk için yapıyorum. - I like to play sport for fun not for competition. {e} -e karşı. bağ. çünkü, zira {i} için+t forestry süresince İki saat süresince karın içinde otobüsü bekledim. - I waited for the bus in the snow as long as two hours. elverişli Bu yer yüzmek için elverişli. - The place is convenient for swimming. (Bilgisayar) süre Bir süredir onunla ilgili bir şey görmedim. - I haven't seen anything of him for some time. Bu paketleri kısa bir süreliğine bırakmak istiyorum. - I want to leave these packages for a while. (Bilgisayar) bu öğe için (Osmanlıca) sari dir Alkollü araba sürme için kan alkol limiti Teksas'ta .08 dir. - The blood alcohol limit for drunken driving is .08 percent in Texas. Birlik, düşmanın saldırılarına karşı cesurca direndi. - The force held out bravely against their enemy's attacks. zaman süresince yönünden -e dünyada Dünyada yapacak en zor şeylerden biri affetmektir. - One of the toughest things in the world to do is forgive. Su olmasa dünyada hiç kimse yaşayamaz. - If it were not for water, no one could live on earth. -dir ol -e elverişli -e karşı niyetine -e rağmen yoluna Senin için onun yoluna gireceğini umuyorum, Tom. - I hope it works out for you, Tom. (bağlaç) dolayı, nedeniyle, çünkü, zira olarak Acemi bir muhabir olarak görevini iyi yapıyorsun. - You are doing well for a cub reporter. Ek olarak yaşlılar birbirleriyle sosyalleşebilsin ve Amerikan hayatının aktif üyeleri olarak kalabilsinler diye birçok topluluk kurulmuştur. - In addition many groups have been formed so that the elderly can socialize with one another and remain active participants in American life. -e göre -e uygun adına O evsizler adına konuştu. - She spoke for the homeless. Tom adına çok mutluyum. - I'm very happy for Tom. nedeniyle O, cinayet nedeniyle hapse gönderildi. - He was sent to jail for murder. Bizim tren deprem nedeniyle beş saat süreyle durdu. - Our train stopped for five hours owing to the earthquake. diye Randevuya zamanında yetişeyim diye taksiye bindim. - I took a taxi so that I would be in time for the appointment. Kilo alacağı korkusuyla diyet yapıyor. - She is on a diet for fear that she will put on weight. yerine Derin ve saygılı huşuyla şamdanı önceki yerine koydum. - With deep and reverent awe I replaced the candelabrum in its former position. Yabancı ürünler yerine yerli ürünler almayı için tercih ederim. - I prefer to buy domestic rather than foreign products. şerefine zarfında yüzünden Onu, hataları yüzünden daha az sevmiyorum. - I do not love him the less for his faults. O, cinayet yüzünden hapse atılmıştır. - He was framed for murder. -dır uğruna Sigarayı bırakmak kolay değildir, fakat sağlığının uğruna bırakmalısın. - To give up smoking is not easy, but you should for the sake of your health. Sağlığım uğruna işimi bırakacağım. - I'll quit my job for the sake of my health. -den dolayı karşılığında Herkesin, hiçbir fark gözetilmeksizin, eşit iş karşılığında eşit ücrete hakkı vardır. - Everyone, without any discrimination, has the right to equal pay for equal work. Onun nezaketinin karşılığında ona bir hediye verdim. - I gave her a present in return for her kindness. zira Sağlık zenginliğin üstündedir, zira zenginlik bize sağlık kadar çok mutluluk vermiyor. - Health is above wealth, for this does not give us so much happiness as that. Sağlık zenginliğin üstündedir, zira birincisi ikincisinden daha önemlidir. - Health is above wealth, for the former is more important than the latter. namına çünkü Çünkü dün uzun bir süre çalıştım. - Because I studied for a long time yesterday. Jim kızgın çünkü sinema randevusu gerçekleşmedi ve yağmurda onu bekleyerek bir saat geçirdi. - Jim's angry because his date for the movie stood him up and he wasted an hour waiting for her in the rain. {e} yarayan conj. dolayı rağmen Bütün servetine rağmen o mutlu değildir. - For all his riches he is not happy. Tüm hatalarına rağmen, o iyi bir adam. - For all his faults, he is a good fellow. {e} uygun Bu gemi okyanus yolculuğu için uygun değil. - This ship is not fit for an ocean voyage. Bu oda uyumak için uygun değil. - This room is not suitable for sleeping. {e} dolayı Lütfen geç geldiğimden dolayı beni affet. - Please pardon me for coming late. Claude; sınıfımda klorofil dolayısıyla yeşil tenli olan ototrofik bir çocuk, ayın ormanlaşmasını hayal ediyor. - Claude, an autotropic boy in my class whose skin is green due to chlorophyll, dreams of foresting the moon. {e} karşı Herkesin, hiçbir fark gözetilmeksizin, eşit iş karşılığında eşit ücrete hakkı vardır. - Everyone, without any discrimination, has the right to equal pay for equal work. Mağdur kimselerin yiyecek ve giyecek ihtiyaçlarını karşılamalıyız. - We must provide food and clothes for the victims. {e} yönünde {e} sebebiyle Dikkatsizliği sebebiyle kendinden utanıyordu. - She was ashamed of herself for her carelessness. Son zamanlardaki olaylar sebebiyle, kendimi işime vermem tamamen imkansız. - Due to recent events, it is completely impossible for me to focus on my work. {e} doğru Eğer yapmadığım bir şey için ailem beni cezalandırdıysa , onlara doğruları söylerdim ve benim masumiyetle ilgili onları ikna etmeye çalışırdım. - If my parents punished me for something I didn't do, I would tell them the truth and try to convince them of my innocence. Biz, onun bu iş için doğru adam olduğunu keşfettik. - We've found him to be the right man for the job. {e} amacıyla O müzik eğitimi amacıyla Avusturya'ya gitti. - He went to Austria for the purpose of studying music. O müzik eğitimi amacıyla İtalya'ya gitti. - He went to Italy for the purpose of studying music. for için foreign {e} göre Onun görev için uygunluğundan hiç kimsenin kuşkusu yok. - No one doubts her fitness for the post. Onun kız yeğeni çekici ve yaşına göre olgundur. - His niece is attractive and mature for her age. -den beri taraftar olmak tıpkı Bu giysinin içinde tıpkı bir sporcu gibi görünüyorum fakat gerçek şu ki hiç spor yapmam. - I look for all the world like an athlete in this outfit, but the truth is I don't do any sports at all. özlemek beri Tom Mary ile çalışmaya başladığından beri üç yıl oldu. - It's been three years since Tom started working for Mary. Tom'un alnında Mary onu son gördüğünden beri yeni bir yara vardı. - Tom had a new scar on his forehead since the last time Mary had seen him. yönelik olarak sevmek Tom uzun süredir Mary'yi sevmektedir. - Tom has loved Mary for a long time. Sevmek ve sevilmek, bunlar mutluluğun büyük biçimleridir. - To love and to be loved, these are the biggest forms of happiness.

5 ay önce

https://www.duolingo.com/Elif321274

Vurur yüze ifadesi hayvanlar su ariyo bitanesi

3 yıl önce

https://www.duolingo.com/Fatih_Polat

bazen insanlar da arar.. yani şu an ben.. çok susadım...

3 yıl önce

https://www.duolingo.com/ebrugnc

bu cümlede çeviri eğer hayvan su arar ise "for" kullanılması yanlıstır. The animal searches water olmalı

3 yıl önce
Günde yalnızca 5 dakika ayırarak İngilizce öğren. Ücretsiz.