"He has taken my coat."

Çeviri:O benim ceketimi aldı.

4 yıl önce

2 Yorum


https://www.duolingo.com/alpersude

o benim kabanımı aldı olmalı bence

2 yıl önce

https://www.duolingo.com/Velikaraki

coat teriminin İngilizce Türkçe sözlükte anlamı

{f} kaplamak {i} kaban Kabanın kollarından biri diğerinden daha kısa. - One of the coat's sleeves is shorter than the other. Hem Tom hem de Mary ağır kış kabanları giyiyorlardı. - Tom and Mary were both wearing heavy winter coats. {i} palto Bir palto giymelisin. - You should wear a coat. Üstüne paltonu giy. Giymezsen üşütürsün. - Put on a coat. If you don't, you'll catch a cold. {i} ceket Tom ceketinin fermuarını kapadı. - Tom zipped up his coat. Tom bugün okula giderken yeni bir ceket giydi. - Tom wore a new coat to school today. mont Burası sıcak. Montunu çıkarabilirsin. - Here it is warm. You could put away your coat. Beş yıldır yeni bir mont almadım. - I haven't bought a new coat in five years. {i} örtü {f} örtmek Onların işi duvarları sıva ile örtmektir. - Their job is to coat the walls with plaster. {i} (hayvanın derisindeki) tüyler {i} manto Yeni kürk mantolar vitrinde sergilendi. - The new fur coats were displayed in the window. O ona yeni bir manto yaptı. - He made her a new coat. {i} post bir tabaka (boya vb) sürmek (Gıda) bulamak don (at) katman (İnşaat) astar Bu ceket kürkle astarlanmıştır. - The coat is lined with fur. kürk Kürk mantolar satışa sunulmuştur. - Fur coats are on sale. Onun ceketinin içi kürktür. - Her coat is fur on the inside. kat Tom ceketini alt katta bıraktı. - Tom left his coat downstairs. Ev taze boya katıyla harika görünüyordu. - The house looked wonderful with its fresh coat of paint. kaplama tabaka İyi bir sonuç için iki tabaka boya uygula. - Apply two coats of the paint for a good finish. {f} kapla Duvarı kille kapladığın doğru mu? - Is it true that you coated the wall with clay? Hiç bir duvarı kireçle kapladın mı? - Have you ever coated a wall with lime? {f} sarmak geçmek coat hanger elbise askısı dress coat frak on his coattails sayesinde {f} sürmek (boya/sıva) (Tekstil) 1. ceket, palto, manto 2. kaplamak, örtmek coattail coattails frakın kuyrukları {i} kaput (Tıp) Bir organ veya oluşumu, zar şeklinde dıştan saran tabaka, dış örtü {f} giydir (Tıp) Organ duvarında farklı dokulardan meydana gelen tabakalardan her biri (Damar duvarında olduğu gibi) {i} kabuk askı Tom kapıya yakın askılardan birine ceketini astı. - Tom hung his coat on one of the hooks near the door. Bu ceketi bir askıya as. - Put this coat on a hanger. {f} kaplamak; bir tabaka (boya v.b.) sürmek {i} parka coat of armas hanedan arması tabaka (boya) boya Ev taze boya katıyla harika görünüyordu. - The house looked wonderful with its fresh coat of paint. Duvar boya ile kaplıydı. - The wall was coated with paint. boya katı giydirmek paltolu paltoluk kap astarlamak

3 ay önce
Günde yalnızca 5 dakika ayırarak İngilizce öğren. Ücretsiz.