"Whereareyouliving?"

Çeviri:Siz nerede yaşıyorsunuz?

4 yıl önce

20 Yorum


https://www.duolingo.com/Mvsyrsln

Bir gramer kitabında görmüştüm, "where do you live?" genelde nerede yaşadığını belirtirken "where are you living?" o anda nerede yaşadığını belirtiyor. Yani üniversite için başka şehre gittiğinde mesela where are you living sorusuna cevap olabilir. Tam açıklayamadım gerçi ama.

2 yıl önce

https://www.duolingo.com/Bora54048

Açıklayabilmişsin ya, sağolasın.

1 yıl önce

https://www.duolingo.com/ArdaArda1

"Nerde yasiyon" dedim olmadi :D

3 yıl önce

https://www.duolingo.com/Fatma478692

:-) yaşıyon olmaz argo hazinesi yok bu uygulamanın

3 yıl önce

https://www.duolingo.com/smailAYLAK

Ben livingi leaving ile karistirdim herhalde where do you leaving olsaydi nereye gidiyon mu olacakti acep

3 yıl önce

https://www.duolingo.com/frottce
frottce
  • 10
  • 10
  • 9

Do yerine are koyarsanız, doğru olur.

3 yıl önce

https://www.duolingo.com/536tezcan

Where diyomus wear anladim ve yanlis yaptim :(

2 yıl önce

https://www.duolingo.com/HasanAkdoa

Türkiye'de; 'nerede yaşıyorsun?' diye sorulmaz. 'Nerede oturuyorsun?' denilir.

2 yıl önce

https://www.duolingo.com/HasanAkdoa

Ben; nerede yaşıyorsunuz? diye bir cümle duymadım. Nerede oturuyorsun? deriz. Ret yememek için; nerede yaşıyorsunuz? diye yazdım.

2 yıl önce

https://www.duolingo.com/Mcahid745849

Nerede yaşıyorsun

2 yıl önce

https://www.duolingo.com/GizemKaratas

neden are kullanıyoruz

2 yıl önce

https://www.duolingo.com/malmoth81

nerede oturuyosun deriz.

2 yıl önce

https://www.duolingo.com/MuratS53

Ama geniş zaman ile ilgili cumleler bunlar haksizlik yapmayin

2 yıl önce

https://www.duolingo.com/ZIYAMERTAYDOGDU1

ne dediğini anlamadım Mvsyrsln

1 yıl önce

https://www.duolingo.com/DndKoKvrak

Living diye bir şey yok live var grammar da vardı

1 yıl önce

https://www.duolingo.com/yyildirim02

nerede yaşarsın doğru cevaplar arasına neden girmiyor?

1 yıl önce

https://www.duolingo.com/dragotreis

Ne yazık ki burada

1 yıl önce

https://www.duolingo.com/SudeYavuz5

"where do you live?" genelde nerede yaşadığını belirtirken "where are you living?" o anda nerede yaşadığını belirtiyor

1 yıl önce

https://www.duolingo.com/magnusacrux

"Where r u living?" şeklinde yazdım, kabul etmedim. Bu kısaltmalar resmi değil mi?

10 ay önce

https://www.duolingo.com/Velikaraki

live teriminin İngilizce Türkçe sözlükte anlamı yaşamak Gelecek ayın sonunda on yıldır burada yaşamakta olacak. - He will have lived here for ten years by the end of next month.

Tom şehirde yaşamak için yeterli para kazanıyor mu? - Does Tom earn enough money to live in the city?

{s} naklen {f} hayatın tadını çıkarmakikamet etmek {f} hayatta kalmaklive and learn yaşadıkça ögrenmek {s} parlak Mars yaşayabileceğimiz geleceği parlak bir yer. - Mars is a promising place where we may be able to live.

{f} (yaşam/ömür) sürmek, geçirmek, (hayat) yaşamak {s} güncel(sıfat) canlı, yaşayan, hayat dolu, diri; elektrikli, hareketli; güncel; naklen; elektrik yüklü; sönmemiş; yanmamış; parlak {s} yaşayan Kyoto'da yaşayan bir amcam var. - I have an uncle who lives in Kyoto.

Mike'ın Şikago'da yaşayan bir arkadaşı var. - Mike has a friend who lives in Chicago.

{f} yaşa Gerhard Schröder, II. Dünya Savaşı boyunca yaşamayan ilk şansölyedir. - Gerhard Schroeder is the first German chancellor not to have lived through World War II.

Mike'ın Şikago'da yaşayan bir arkadaşı var. - Mike has a friend who lives in Chicago.

{s} yanmamış {f} on ile geçinmek {f} on ile beslenmek {f} off {s} hareketli Bugünkü parti gerçekten hareketliydi, değil mi? - Today's party was really lively, wasn't it?

Dün gece hareketli bir partimiz vardı. - We had a lively party last night.

{s} sönmemişpatlamamış bomba cereyanlı radyo Dan radyoda canlı çaldı. - Dan played live on the radio.

(Televizyon) canlı yayın Futbol maçı öğleden sonra saat beş'te canlı yayınlanacak. - The soccer game will be transmitted live at five p.m.

Bizi izlemeye devam edin. Canlı yayınımız kısa süre içinde geri dönecek. - Stay tuned. Our live stream will return shortly.

yüklü cereyanlı (tel/ray vb) akımlı akım taşıyıcı akım taşıyan (Havacılık) akım geçencanlı Kazadan kısa bir süre sonra orada canlı bir hayvan buldular. - Soon after the accident they found a live animal there.

Benimle Lady Gaga'nın bir canlı konserini seyretmeye gitmek isteyen biri varmı? - Is there anybody who would like to go see a live concert of Lady Gaga with me?

gereksinimlerini karşılamak oturmak Oturmak için bir yer arıyor. - He is looking for a place to live.

Burası Fadıl'ın oturmak istediği yerdir. - This is where Fadil wanted to live.

diri (bomba/vb.) patlamamış çıngıyla yüklü (yayın) naklen geçinmek Geçinmek için yeterli para kazanmıyor. - He doesn't earn enough money to live on.

Tom geçinmek için güçlükle yeterince kazanıyor. - Tom just barely earns enough to live on.

canlı (yayın) beslenmek live a lie sahte hayat geçirmek {s} radyo, TV canlı {s} elektrik yüklü, cereyanlı (tel, ray v.b.) {s} patlamamış (bomba)sürmek live a double life iki yüzlü hayat yaşamak geçirmek Tom ve Mary yaşamlarının geri kalanını birlikte geçirmek istediler. - Tom and Mary wanted to spend the rest of their lives together.

hayatta olmak Liv Liverpool, Southampton'tan ne kadar uzaklıktadır? - How far is Liverpool from Southampton?

Liverpool için ücret nedir? - What's the fare to Liverpool?

sağ olmak eğleşmek gereksin ömür sürmek elektrikli (tel) (Bilgisayar,Teknik) gerilim altındaömür geçirmek aktif yaşamak (hayat) yaşarlar hayat dolu O hayat dolu bir kız. - She is a lively girl.

O, hayat dolu bir genç adam. - He is a lively young man.

elektrikli

5 ay önce
Günde yalnızca 5 dakika ayırarak İngilizce öğren. Ücretsiz.