"I trust him."

Çeviri:Ben ona güvenirim.

4 yıl önce

11 Yorum


https://www.duolingo.com/charbydis

Ben ona inanirim olmaz mi ?

4 yıl önce

https://www.duolingo.com/vvsey
vvsey
  • 25
  • 25
  • 25
  • 24
  • 15
  • 9
  • 6
  • 6
  • 3
  • 3
  • 2
  • 2
  • 25

Trust ve believe aynı değil

3 yıl önce

https://www.duolingo.com/mrcwtf

Trust güvenmek believe inanmak

3 yıl önce

https://www.duolingo.com/ilkan4

trust denilince akla gelen ilk anlam tabiki guvenmek ama inanmak anlaminda da kullanilabilir, 2.anlam olarak dusunebilirsiniz

3 yıl önce

https://www.duolingo.com/keremhan77

" ona inanırım" kabul etmedi....İnanırım da olur, ancak nokta atışı yapmak için kasmışlar biraz.

2 yıl önce

https://www.duolingo.com/nagihan.erdogan

B

1 yıl önce

https://www.duolingo.com/Leyla299050

ben ona inanirim ola bilir ama

1 yıl önce

https://www.duolingo.com/Feyza668034

"Trust" güvenmek demek "believe" olmaz

1 yıl önce

https://www.duolingo.com/xcberkay

Guvendigimiz daglara hep karlar yagdi be duolingo.

1 yıl önce

https://www.duolingo.com/Velikaraki

trust teriminin İngilizce Türkçe sözlükte anlamı güvenmek Ona güvenmek için daha iyi tanımalıydın. - You should have known better than to trust him. Hayatımı kaptana güvenmek zorundaydım. - I had to trust the captain with my life. güven Avukatlar ve oto tamircileri en az güvendiğim insanlardır. - Lawyers and auto mechanics are the people I trust the least. Güvenilir bir kullanıcı olmak istiyor musunuz? - Would you like to become a trusted user? {i} umut güvence {i} sorumluluk {f} 1. güvenmek, itimat {i} ümit tevekkül etmek teslim etmek trust company güvenirlik inan O bana tamamen inanmaz. - He doesn't altogether trust me. Ben onun hikayesine inanamıyorum. - I can't bring myself to trust his story. güvenmek itimat etmek emniyet etmek bakım ortaklık vazife {i} inanma O bana tamamen inanmaz. - He doesn't altogether trust me. Yirminin üzerinde kimseye inanma. - Don't trust anyone over twenty. {i} itimat {i} vakıf Çocukların her biri için bir vakıf fonu kuruldu. - A trust fund has been set up for each of the children. {f} emanet etmek {f} ummak {f} inanmak inanç duymak mütevellilik mutemetlik koruma ümit etmek tröst güvenilen şahıs veya şey {i} kredi {i} güvenilir kişi {i} emanet Tom arabasını Mary'ye emanet etmiyor. - Tom doesn't trust Mary with his car. Ona parayı emanet ettim. - I trusted him with the money. {f} inancı olmak {f} kredi vermek {f} itimat etmek {f} veresiye vermek umut etmek mesuliyet tesis bel bağlamak görev Mütevelli Yönetim kurulu yurt dışı holdingleri görevden almak için oy kullandı. - The Board of Trustees voted to divest the organization's overseas holdings. güveyi

4 ay önce

https://www.duolingo.com/BeyyaAhpsoy

ben ona güveniyorum kabul etti :0 şimdiki zaman eki koymamış ki

2 ay önce
Günde yalnızca 5 dakika ayırarak İngilizce öğren. Ücretsiz.