"He has left this country."

Çeviri:O bu ülkeyi terk etti.

3 yıl önce

17 Yorum


https://www.duolingo.com/aleynalper

Fiillerin 3haliyle yazılısını nerde görebiliriz,yada üstüne basınca gösterse çok iyi olucak

3 yıl önce

https://www.duolingo.com/cevatim

Country ayni zamanda memleket anlamina gelir. Neden seceneklerde yok

3 yıl önce

https://www.duolingo.com/uzunoguz

Memleket kelimesinin karşılığında country olsada genelde "hometown,homeland" olarak geçer.

2 yıl önce

https://www.duolingo.com/siirkokankedi

O bu ülkeyi bıraktı yazdım olmuyor ??

3 yıl önce

https://www.duolingo.com/dilansoltik

Left aynı zaman da terk etmek anlamına gelir. Ülkeyi bırakmak yerine terk etmek olunca daha mantıklı oluyor zaten.

1 yıl önce

https://www.duolingo.com/kadilar

Bu left sol anlaminda kullanilmiyormu yoksa benim.bildigim.left farkli bi left mi

3 yıl önce

https://www.duolingo.com/unsalcibram

Bu leave fiili aslında. Leave: terk etmek

3 yıl önce

https://www.duolingo.com/EminTopcu

Leave fiilinin 3. hali olan left bu

2 yıl önce

https://www.duolingo.com/withoutluck

Has sahip olmak buradaki anlmla ne alaka?

3 yıl önce

https://www.duolingo.com/kansavsimsek

Burada kullanılan has yardımcı fiil olan has sahip olmak anlamındaki has ile ilgisi yok

3 yıl önce

https://www.duolingo.com/zalihahasd

sağol

2 yıl önce

https://www.duolingo.com/pssn958

"o ayrıldı bu ülkeden" ?

3 yıl önce

https://www.duolingo.com/ServetKaya5

Loved anladım ya la :D

2 yıl önce

https://www.duolingo.com/serkandag2

'o bu ülkeden ayrılmıştı' anlamına gelmesi gerekmiyor mu acaba ?

1 yıl önce

https://www.duolingo.com/Bnymin

O bu ülkeden ayrıldı dedim olmadı

1 yıl önce

https://www.duolingo.com/AhmetSeker7

"Has" olmasa da olur mu?

8 ay önce

https://www.duolingo.com/Velikaraki

country teriminin İngilizce Türkçe sözlükte anlamı

yurt Tom yurtluğunda yaşıyor. - Tom lives on his country estate. Hiç yurt dışında bulundun mu? - Have you ever been to a foreign country? {i} memleket Her şahıs memleketin kamu hizmetlerine eşitlikle girme hakkını haizdir. - Everyone has the right of equal access to public service in his country. Her şahıs, doğrudan doğruya veya serbestçe seçilmiş temsilciler vasıtasıyla, memleketin kamu işleri yönetimine katılmak hakkını haizdir. - Everyone has the right to take part in the government of his country, directly or through freely chosen representatives. ülke Go büyük ihtimalle benim ülkemdeki en popüler Japon oyunu olsa da o bile bazı üniversite öğrencileri dışında pek bilinmiyor. - Although Go is probably the most popular Japanese game in my country, at most only a few university students know it. Hollanda küçük bir ülkedir. - Holland is a small country. {i} taşra Taşrada eski âdetler, kolay kolay kaybolmadı. - Old practices died hard in the country. Babam taşrada yaşıyor. - My father lives in the country. {i} huk. jüri, yargıcılar kurulu {i} köy Köy hayatı şehir hayatından daha sağlıklıdır. - Country life is healthier than city life. Köylü insanlar genelde yabancılardan korkar. - Country people are often afraid of strangers. {s} kırsal Tom şehir hayatından vazgeçmeye ve kırsalda yaşamaya karar verdi. - Tom decided to give up city life and live in the country. Her yaz kırsala giderim. - Every summer I go to the countryside. {i} diyar {s} taşraya ait {i} arazi Kimse ülkemden arazi satın almak istemedi. - Nobody wanted to buy land in my country. Tom memlekette küçük bir araziye sahiptir. - Tom owns a small piece of land in the country. {i} toprak Curaçao ülkesinin toprakları, Curaçao ve Little Curacao adalarından oluşur. - The territory of the country Curacao consists of the islands Curacao and Little Curacao. taşraya özgü kırsal kesim Birçok ağaç kırsal kesimde yetişir. - A lot of trees grow in the countryside. Görünüşe bakılırsa kırsal kesimi iyi biliyorsun. Tom gülümseyerek sanırım öyle diye cevap verdi. - It seems that you know the country well. I think so, answered Tom, smiling. (Kanun) yargıcılar kurulu {i} sayfiye Onun sayfiyedeki evi çok güzel. - His property in the country is very pretty. il kırsal bölgede bulunan vatan Tom ülkesine sadık bir vatandaştır. - Tom is a loyal citizen of his country. Bir pasaport sizi bir ülkenin bir vatandaşı olarak tanımlar ve yabancı ülkelere seyahat etmene imkan verir. - A passport identifies you as a citizen of a country and allows you to travel to foreign countries. kır Her yaz kırsala giderim. - Every summer I go to the countryside. Tom'un niçin kırsal alanda yaşamayı tercih ettiğini düşünüyorsun? - Why do you think Tom prefers living in the country? bölge Valon Bölgesi güzel bir ülkedir. - Wallonia is a beautiful country. Kırsal bölge güzeldir. - The countryside is beautiful. ulus Uluslararası bir ticaret yasağı, o ülkenin ekonomisi için bardağı taşıran son damla olabilir. - An international trade ban could be the last straw for that country's economy. Hükümet üç günlük ulusal yas ilan etti. Ülke genelinde bayraklar yarıya indirildi. - The government has declared three days of national mourning. Flags across the country have been lowered to half-mast. halk Benim ülkemde halkımız kendilerinden daha akıllı olanları sevmezler. - In my country, our people don't like others who are cleverer than them. Bu ülkenin halkı her zamanki gibi politikadan bıkıp usanmış durumdadır. - The people of this country are sick and tired of politics as usual. yöre juri tenis ve sosyal faaliyetl taşra veya sayfiyeye ait çiftlikten yeni gelmiş olan country club şehirlere yakın kırlık yerde olan golf taze Ben kırsalda bir hafta geçirdikten sonra tamamen tazelenmiş hissediyorum. - I feel completely refreshed after spending a week in the country. temiz Hükümet ülkemizi temiz ve yeşil hale getirmek için çaba sarf etmiştir. - The government has made efforts to make our country clean and green. millet Türk'üm milletimi ve ülkemi seviyorum. - I am a Turk and I love my country. Birleşmiş Milletler ülkedeki seçimleri izledi. - The U.N. monitored the country's elections. (Bilgisayar) country el

2 ay önce
Günde yalnızca 5 dakika ayırarak İngilizce öğren. Ücretsiz.

Günde yalnızca 5 dakika ayırarak İngilizce öğren. Ücretsiz.